Geçen sayımızda Meteksan Matbaacılık’ın dijital baskı sürecini İş Geliştirme, Satış ve Pazarlamadan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Alper Çifçi ile konuşmuş, firmanın yeni iş modellerini sayfalarımıza taşımıştık. Bu sayımızda da bu iş modeli içinde yayıncılara dönük önemli bir hizmet olan üretimde bandrol yönetimi konusunda neler yaptıkları ve çözümlerine yer veriyoruz.
- Alper Bey, kitap bandrolleri konusunda özel çözümleriniz neler?
Öncelikle belirtmek isterim ki yönetmeliğin ve bandrol ile ilgili yasal yöntemlerin işletilmesiyle ilgili herhangi bir etki sağlayacak konumda olmadığımız için sunduğumuz çözümler üretim sahası ile sınırlıdır. Yönetmelik ve uygulanması ile ilgili süreci, meslek birlikleri ile Kültür Bakanlığı, Telif Hakları Genel Müdürlüğü gibi paydaşlar belirli bir sistem içerisinde yönetiyor. Dijital baskı hizmetlerinin yaygınlaşması ile bu taraftaki iletim ve lojistik süreçlerini rahatlatacak birtakım gelişmeler oldu. Henüz bu gelişmeler bir üretici için istenilen seviyede değil ama biz yönetmeliği harfiyen uygulayarak hareket ediyoruz.
- Dijital baskıda iki iş modeli var. Birincisi kısa tiraj. Diğeri ise Talep Üzerine Baskı (POD).
Kısa tirajda planlanabilir bir üretim daha mümkün. Kısa tirajlı kitabı piyasaya süren yayıncı, “Benim üç aylık (ya da altı aylık) bir satış hedefim var ve burada ilk bölüm için 200 (150 ya da 300) adetlik bir plan yapıyorum” diyor. Bununla ilgili tüm evrakları ve prosedürü işletiyor, yayını hazırlayıp bandrolü alarak bizimle temasa geçiyor. Biz bandrol süreçlerini yönetmeliğe uygun şekilde işletebilmek için onları koruyacak bir alan tahsis ediyoruz. Bunu kıymetli evrak için bir stok alanı olarak düşünün. Yayıncı ve kitap bazında kayıtları bir veri tabanına alıyoruz. Yayıncının siparişi bize ulaştığında da üretimi planlıyoruz. Bandrollerin tutanaklarından tutun, bandrol kayıtlarının veri tabanımıza işlendiği tüm süreç karşı tarafla da şeffaf olarak paylaşılıyor. O bandrollerin ait olduğu kitabın baskı planı yapıldığında o bandrolleri iş emirleriyle kendi sistemimizde takip ediyoruz. Paketleme bölümünde baskısı biten kitaplara bandroller yapıştırılıyor. Burada tüm bandroller okutuluyor ve veri tabanından düşülmüş oluyor. Bunu veri tabanında tarih ve saat kayıtlarıyla tuttuğumuz için müşteriye bir raporla dönüş yapıyoruz. “X seri numaralı bandroller … kitaplarınıza uygulanmıştır” diyoruz. Sonra irsaliye, lojistik ve sevkiyat süreçleri başlıyor. Bazı müşterilerimize kargoyla, bazı müşterilerimize kendi araçlarımızla teslimat yapıyoruz. Bazı müşterilerimize de daha hızlı işleyen otomasyona dayalı kargo bağlantılı bir entegrasyon hizmeti sunuyoruz. Tüm süreç bu entegrasyonla yürütülüyor.
Bir kitap için bu sistem uygulanıyor. Bin, 100 bin, 500 bin kitaba uygulandığını düşündüğünüzde bir sistem, bir altyapı kurmuş oluyorsunuz. Önemli olan da bu alt yapıyla herkese güven vermek.
- Bandrolleri bakanlıktan siz mi alıyorsunuz?
Normalde yayıncı alıyor. Bazen bandrolün teslim alınması yetkilerini bize verebiliyorlar, biz sadece teslim alıyoruz. Genelde bize tüm işlemlerini bitirip teslim aldıktan sonra getiriyorlar ve fiziksel olarak teslim aldığımız bandrolleri dijital bir veri setine dönüştürüyoruz. Bandrol süreçlerini yöneten tüm paydaş kurumlara da üretim sahasında kendi geliştirdiğimiz dijital yöntemleri, belki yayıncılar ve üreticiler için süreci kolaylaştıracak geliştirmeler çıkabilir diye sunuyoruz. Bildiğimiz kadarıyla bu konuda çalışmalar devam ediyor.
- Bu veri tabanı sizin ürettiğiniz yayınlar anlamında bir istatistik verisi de oluşturabilir, diyebilir miyiz?
Tabii, bize gelen yayınlar ve üretimdeki hayat döngüsü anlamında bir istatistik veri sağlayabiliyor, biz bu üretim verilerini üretimi daha verimli hale getirmek anlamında kullanıyoruz.
Bize asıl katkısı, güvenlikli ve aynı zamanda izlenebilir bir yapı ortaya koyuyor olması. Hassas bir evrakın nerede, nasıl tutulduğuna ve nasıl kullanıldığına dair bir yol haritası sunuyor; izlenebilir bir altyapı oluşturuyor. Bu da bizim yayın tarafındaki müşterilerimizde bir güven oluşturuyor. Müşterilerimiz gözünden, farklı bir duruşumuz olduğunu, bize güven duyulduğunu hissediyoruz.
- Meteksan lojistik hizmeti de veriyor mu?
İstanbul bize sipariş veren yayıncıların yoğun olduğu bir bölge. Bazen gelen siparişlerin çeşitliliğine ve üretim planlamalarına göre belirli günlerde kitapları bir araçla İstanbul’a ulaştırıyor ve belirli noktalarda müşteriye teslim ediyoruz. Bu şekilde çalışan yayıncı müşterilerimizin talebi artarsa, araç sayısını arttırarak ya da dağınık depo alanları kullanarak bu hizmeti İstanbul’da ve diğer illerde geliştirmek mümkün.
“Yeni eğitim sezonuna kadar sistemlerimizde yapacağımız
yatırım ve geliştirmeler olacak”
- Talep üzerine baskı konusunda ne durumdasınız?
Dijital Baskı Kitap Üretimindeki ikinci iş modeli ise Talep Üzerine Baskı (POD).
Bu alanda da bir talep var ve biz belirli kurumları, eğitim kurumlarını ve özel yayıncıları bir hizmetle buluşturuyoruz. Yayıncı belli sayıdaki ürününü internet kanalıyla (online satış kanallarıyla değil) satışa açıyor ve orada satış gerçekleştikten sonra bizim kurduğumuz entegre bir altyapıda sipariş bize düşüyor, üretiliyor ve teslimat gerçekleşiyor. Bunu biz altı yedi yıldır 48 sayfa altı, bandrol gerektirmeyen kitapçıklarda, eğitim yayınlarında uyguluyoruz. Süreç hızlı işliyor, sipariş düşer düşmez üretim planı yapılıyor; üretim hattında onun ayrı bir yeri var ve iki günde bir ya da bazen aynı gün üretim ve sevkiyat gerçekleşiyor.
Bunu kitaba dönüştürmeye çalışıyoruz. Birkaç müşterimiz de var. Kitapta bandrol devreye giriyor ve oradaki süreç bizim çok güçlü olduğumuz, bahsettiğim altyapı ile gerçekleşiyor. Bu kez sipariş geldiğinde kayıt, üretim hangi hatta yapılacaksa o hatta gideceği kişinin adresiyle oluşuyor. Bandrolleme gerçekleşiyor, kayıt altına alınıyor ve paketleme gerçekleşiyor. Şu anda bu alanda biraz sınırlıyız. Kâğıt çeşitlerine göre, boyutlara göre çok çeşitlilik oluşuyor. Bazı yatırımlar yapmayı planlıyoruz ve bu alanda bazı girişimlerimiz var. Yeni eğitim sezonuna kadar sistemlerimizde yapacağımız yatırım ve geliştirmeler olacak. Bu çeşitliliği üretim alanında daha iyi yönetebileceğimiz hatları oluşturduğumuzda talep üzerine baskı da kısa tiraj kadar kolay olacak. Şu anda fiilen yürüyor ama sunduğumuz hizmeti arttırabilmek ve planladığımız hacim yönetmek için güçlü bir altyapı kurmamız gerekiyor. Amacımız önce bu hizmeti müşterilerimiz ile tanıştırmak ve yaygınlaştırmak, yaygınlaştıktan sonra zaten gerekli yatırımlar yapılıp dünya hangi noktaya gidiyorsa biz de o noktaya eş zamanlı yürümeye başlarız.
- Talep üzerine baskı esneklik kazandırıyor ama yayıncılarla görüşmelerinizde aldığınız izlenim nedir? Bandrol süreci yavaşlatıyor mu?
Bu süreci fiziksel olarak yönetmenin zorluklarını karşı tarafa mektup ve e-posta göndermek arasındaki farkla açıklayabiliriz. E-posta ile mesajınızı anında gönderebilirsiniz. Mektubun içine fiziksel şeyler de koyabilirsiniz ama gönderilmesi daha zahmetli, masraflı ve en önemlisi zaman alıyor. Bandrolün bize ulaştırılmasından sonra, üretime kadar bir sistemde dijitalleştirilerek tutulması, izlenmesi, yapıştırılarak gönderilmesi bizim sorumluluğumuzda ve süreci iyi işletiyoruz. Yönetilebilir bir süreç olmasına rağmen; bandrolün başvurusu, teslim alınması, bize ulaştırılması bir planlama gerektiriyor ve şu an en az üç-dört günlük bir zamanda gerçekleşiyor. Dolayısıyla sürecin önce planlanması daha sonra kitap satış sürecinin başlatılması gerekiyor. Bu koşullara rağmen sürecin iyileştirilmesiyle ilgili yürütülen çalışmalar umut verici.
- Kendi deneyimleriniz ışığında bandrol konusunda bir öneriniz var mı?
Kendi sistemimizin avantajlarını paydaşlarımızla paylaşıyoruz ama çözüm sunacak ve uygulatacak merci biz değiliz. Şunu söyleyebiliyoruz: Fiziksel bir bandrol dijitalleşebiliyor ve üretim tesisi içinde sorunsuz, şeffaf bir şekilde dijital olarak da izlenebiliyor. Dolayısıyla bunun bir sonraki adımı, dijital sürecin genişletilmesi ve bu paydaşlarımızın, ilgili mercilerin bu konuda atacakları adımlarla şekillenecek.
- Dünyada dijital bandrol örnekleri var mı?
Dünyada bizimki gibi bir sistem var mı bilmiyorum ama onların korumaya odaklandıkları şey orijinal dosyanın kendisi. Çünkü eskiden bunlar çok hareket etmiyorlardı ama şimdi çok hareket var. Dolayısıyla dijital dosyaların en güvenli şekilde korunmasına özen gösteriliyor. Bizim üretim yöntemimizde bandrol güvenliğinin yanı sıra dosyanın güvenli bir sistemde bize ulaştırılmasına da öncelik veriyoruz. Dosyayı güvenli bir şekilde alıyor, içeriye baskı için güvenli bir şekilde aktarıyor ve sonra silinmesi ya da arşivlenmesini tamamen yayıncının kontrolündeki kurallarla gerçekleştiriyoruz. Dünyada benzer hizmetleri dijital baskı hizmeti sağlayıcıları, standart güvenlik çözümleriyle, orijinal dosyayı koruyarak yönetebiliyorlar.
- Siz her şeyi dijital veriye dönüştürüyorsunuz. Yazılım tarafında nasıl bir sistem mi kurdunuz?
Türkiye’de uygulanan bandrol yönetmeliği, talep üzerine baskı ve kısa tiraj sistemimiz tüm değişkenleriyle birlikte kendine özgü. Böyle bir sisteme yanıt verebilmek için kendi tecrübelerinizden yola çıkarak bir altyapı oluşturmanız gerekiyor, biz de onu yaptık. Bandrolün sisteme fiziksel olarak girmesinden kitaba yapıştırılarak çıkmasına kadar olan süreçte neler yaşandığını yazılım, donanım ve altyapı ekiplerimize aktardık. Ekip çalışmasıyla birtakım çözümler oluşturduk ve bazı yazılımlar ortaya çıktı. Müşterilerimizin geri bildirimlerinden sonra yazılımın onlara kolaylıklar getirdiğini fark edince, müşterilerimize kısa tiraj veya talep üzerine baskı süreçlerinde birbirimize entegre olabileceğimizi söyledik. Bazı müşterilerimizle ise eğitim yayınlarında kitapçık modelinde 6-7 yıldır bu entegrasyonları zaten sağlıyorduk. Bu sistemde satış kanalından alınan sipariş otomatik olarak bize geliyor ve ürüne dönüşerek teslim ediliyor. Kitap tarafında da bunu sunmaya başladık ve bazı müşterilerimizle ilk siparişlerimizi yönetmeye başladık. Fark ediyoruz ki sistemde geliştirilecek daha çok şey olduğu görünüyor.
Hazır bir sistem satın almak sürdürülebilirlik için her zaman daha iyi ve daha düşük maliyetli olmasına rağmen ülkemizdeki işleyiş kendine özgü bir yapı gerektirdiği için kendimize özgü sitemleri geliştirmek gerektiğini görüyoruz. Bu konuda tüm paydaşların kendi alanlarında çok iyi işler çıkaracağına güveniyoruz. İleride varmak istenilen nokta, çok emek gerektiren bir süreçten geçecek olsa da sonuçta, kendimize özgü kuracağımız sistemlerin yaygınlaşması, süreçte yer alan tüm paydaşlar için daha verimli ve esnek olacaktır.


















































