30,5 milyar dolarlık pazarın sekiz yılda 5,5 kat büyümesi öngörülüyor.
Küresel imalat sanayisi, eklemeli imalat teknolojilerinin etkisiyle yeni bir dönüşüm sürecine giriyor. Araştırmalara göre 2025’te 30,5 milyar dolar büyüklüğe ulaşan pazarın, 2033’te 169 milyar dolara çıkması ve 2026–2033 döneminde yıllık ortalama %23,9 büyümesi bekleniyor. Bu gelişim, teknolojinin prototiplemenin ötesine geçerek nihai parça üretimi, kalıpçılık, bakım-onarım, hafifletilmiş komponent geliştirme ve tedarik zinciri yönetiminde stratejik bir üretim modeli hâline geldiğini gösteriyor.
Savunma, havacılık, otomotiv, medikal, enerji ve ileri malzeme uygulamalarında kullanım alanı genişleyen eklemeli imalatın Türkiye’de de güçlü bir ivme yakalaması öngörülüyor. Sanayi altyapısı, mühendislik kapasitesi ve yüksek katma değerli sektörlerden gelen talep, ülkeyi bölgesel bir üretim ve teknoloji merkezi konumuna taşıyor.
Bu dönüşümün vitrinlerinden biri, 17–19 Eylül 2026’da İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek EXPO3D İstanbul olacak. Yüzü aşkın katılımcı firma, 120’den fazla marka ve 10 bini aşkın profesyonel ziyaretçinin buluşacağı fuar, yaklaşık 250 milyon dolarlık ticaret hacmine katkı sağlamayı hedefliyor. Etkinlik kapsamında Yıldız Teknik Üniversitesi’nin katkılarıyla düzenlenecek 5. Uluslararası 3D Baskı ve Eklemeli İmalat Konferansı, akademik bilgi birikimini sanayiyle buluşturacak.
Fuar Koordinatörü Yıldırım Ünverdi, “Eklemeli imalat artık yalnızca yeni bir üretim teknolojisi değil; tasarımdan nihai parçaya, bakım ve onarımdan tedarik zinciri yönetimine kadar sanayinin bütün süreçlerini dönüştüren yeni bir üretim paradigmasıdır” diyor. Ünverdi, Türkiye’nin genç mühendis nüfusu, gelişen altyapısı ve stratejik coğrafi konumuyla bölgesel üretim ve inovasyon merkezi olma yolunda avantajlı olduğunu vurguluyor.
Eklemeli imalat, dijital tasarımların doğrudan üretime aktarılmasını sağlayarak sanayiye hız, esneklik ve tasarım özgürlüğü kazandırıyor. Karmaşık ve hafif parçaların üretilebilmesi, kalıp ihtiyacının azalması ve kişiselleştirilmiş çözümlere olanak tanıması, teknolojiyi geleneksel yöntemleri tamamlayan stratejik bir model hâline getiriyor.

















































